Takıntılar ve Yansıyanlar
   

İzlenceniz sırasında gördüğünüz farklı içerikteki resim gurupları; belleğime takılan değişik durum, olay ve olgulardan bireysel etkilenimlerimi yansıtırlar.
Her resmim bilinmeyene yolculuk olarak başlar. O, bilinmeyen diye adlandırdığım; yaşantılardan bende kalmış izlerdir. Resimlerim; bu izleri benden söküp yüzeye tuksak ederek özgürleşmemi sağlarlar. Ama bu özgürlük nereye kadar derseniz? Yeni bir yaşanmışlığın, yaşanana tanıklığın pençesine düşmenin çok da uzun sürmediğini söyleyebilirim.
Kemeraltı’nda gezerken tanıştığım “ ÇİM ADAMLAR” resimlerimde bir dönüm noktası oldu.
İçinde talaş dolu ince çoraplardan oluşmuş çim saçlı başlar; bende büyük coşku uyandırmıştı. Bir süre sonra resimlerimde dayanılmaz bir istekle çim ekmeye başladığımı gördüm.  Zamanla bu çimler umarsız ve arsız biçimde çoğalmakla kalmadı. . . Yönleri de değişti. Çim olmaktan çıktı, olmazsa olmazım oldu.
Yüzler, gözler, eller, ayaklar, objeler, ağaçlar, açık ve kapalı alanlar var resimlerimde. . . Dibe vuruşlar, yüze çıkışlar, içe dönüş, dışavurumlar var ayrıca… Bana; ne anlatıyorsun demeyin! Öyle bir kaygım yok zaten. Benim derdim; birikenlerimi atıp, yunup, yıkanıp arınmak… Ama siz; resimlerim karşısında kendinize göre anlamlar yükleyip, yorumlar yapabilirsiniz.
Bundan önceki İş Bankası sergimde de; iletişim ve iletişimsizliğe takmıştım. Bundan sonra nerelerde olacağımı sorarsanız ben de bilmiyorum…
Desem de yine sizlerle siz olacağım

Resimlerime bakarken siz de biraz bensiniz!                                                                        
AYTEN KÖSE

large product photo